“Spor Merkezi Deneyimlerim” vs Anafikir: Benden Uzak Olsa …

2bkr

Ebru Şallı olsun, Çağla Kubat olsun sıfır yağlı bol kaslı hanımlar sayesinde yıllardır bir kıskançlık, bir imrenme var bünyemde. Songül Öden misali vücut yapım sayesinde  normal kilomda da olsam vücuduma göre kalın belim, çırpı bacaklarımın üstünde hiç hoş durmuyor. Kiloyu hemen karnımdan almaya başlıyorum, “elma tipi” dediklerinden.

Ayrıca sporu hiç sevmeyen bir insanım, ilkokuldan liseye kadar beden eğitimi derslerinde sürekli hasta olmaya çalıştım, Basketbol, voleybol topuna elimi sürmüşlüğüm sayılıdır, ya eşofmanımı ya spor ayakkabımı evde unutmak da rutinim olmuştu.

Güç bela sporsuz yaşamımı itina ile devam ettirdikten sonra bir gün kendimi bi anlık kararla iki sokak ötedeki spor salonuna kaydolurken buldum. Mahalle arasında küçük bir salon. Bir kaç kez gittim geldim, hoca koşu bandının nasıl kullanılacağını, fitness aletlerinde ağırlığın nasıl değiştirileceğini falan gösterip sonra pek ilgilenmiyor genelde. Telefon numarasını vermişti, özel ders istersen vs. peki, dedim kaydettim. Sonrasında gelen profesyonellik dışı SMS’lerden sonra ayağımı kestim.

Her şey “aa squash mı oynasak bugün ya” düşüncesiyle başladı. Google aramasında bana en yakın merkez  olunca, kendimi Ataköy’deki şatafatlı komplekste, sonra da elimde yıllık bronz üyelik sözleşmesiyle sallana sallana eve giderken buldum.

Resmen yarım saatlik kayıp bir zaman. Önce “evli misiniz, kocanızdan izin almanız gerekiyor mu?” şeklinde sorularla avını sağlama alıp sonra tesis gezdirme olsun, itiraz karşılama olsun, hipnotik kalıplar olsun (işin esprisi tabii, sadece korkunç ikna ediciler) satış kapattılar.

Tesis güzel gerçekten, televizyonlu fitness salonu (koşu bandında yarım saat geçirmek sıkıcı olabiliyor, tv demek farkında olmadan zamanın geçmesi demek), açık kapalı havuzlu, pilates, crunch, yoga, latin dans dersleri için büyük bir salon falan. Şahane gerçekten. Benim gibi etrafta çocuk gürültüsünden hoşlanmıyorsan da hafta sonu ve çarşamba hariç çocuk getirilmemesi gibi şartlar da çekici gelmişti bana.

Fakat işin aslı şöyle;

Bir defa, feci kalabalık. Özellikle pazartesi nasıl diyete başlama günüyse insanların da ya spor salonuna üye olma, ya da eski üyelerin “Bismillah” deyip sahalara geri dönme günü demek. Mümkün olduğunca pazartesiden uzak duruyorsun. Ee, çarşamba ve hafta sonu “anneaaağ” diye ağlayan, birbirinin peşinden çığlık çığlığa koşan çocukların günü… Ne kaldı? Salı, perşembe, cuma. Üstelik bu günlerde de içeride çocuk gördüğümü hatırlıyorum “biz uyarıyoruz ama işte bazı üyelerimiz…”  vs vs. Ayrıca neredeyse bıyıkları terlemeye başlayacak bir erkek çocuğunu da annesi rahatlıkla kadın soyunma odasına sokabiliyordu.

Ne diyordum, yetişkinlere kalan 3 günde de ortam nasıldı peki? Fitness’la başlayan programını uygulamak zor. Kapasitenin üzerinde alınmış üye kayıtları sayesinde biraz sabır istiyor. 1 aletin başında 3 kişi kuyruk bekliyor. “fişte yazan diğer hareketleri tamamlayayım bari” ile boş aletleri kolluyorsun. Uzanmadan önce havlusunu sermeyi akıl eden görgü sahibi müşterilere teşekkür edesin geliyor, çünkü genelde ıslak.

Hocalar yanına en az 1 kez gelip “ben özel yüzme dersi de veriyorum, ben bilmem ne dersi veriyorum” deyip ekstra para kazanmak için beynini didikleyebiliyorlar.

Kendi çapında karizmatik hocalardan biri de, bir sonraki ders için kapıda bekleyenlere aldırmadan 15-20 dakika tai bo derslerini uzatabiliyordu. Aslında hata, ders programını  arada süre bırakmadan yazanların tabii.

“Herkesin fişi var, ölçümleriniz düzenli yapılacak, ücretsiz diyetisyen olacak, gelmeyenleri fişlerinden takip edip arıyoruz” diyen  yetkililer sadece üyelik sona yaklaştığında aradılar bolca. En son “artık yumuşak dille anlatmaktan sıkıldım sabrım kalmadı aramayın” diyene kadar…

Şimdilik spor merkezleriyle ilgili deneyimlerim bu kadar. Demem o ki, benim gibi bodoslama atlamak yerine spor salonuna yazılmadan önce bi daha, bi daha ve bi daha düşünün.

2 yıl sonra gelen edit: Sporumu buldum. Haftada 2 gün yüzmekmiş benim ilacım. Yıllardan beri taşıdığım boyun ve sırt ağrılarımın daha 3. ayda geçmiş olması ve kadınların bir türlü çalıştıramadığı arka kolları toparlamasıyla sıcacık havuzun içinde huzur bulun bence.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s