2012 Yaz Hatıratı

Yaz geldi. Yepyeni aktivitelere gidesim var, ama bir yandan da pek tadım yok açıkçası.
Geçen yaz neler yapmışım şöyle bir göz attım kısaca eğlenceli, enteresan anları yazmak istedim.
Rock’n Dark Festival
Hiç aklımda yokken arkadaşım Yunus ve öğrenciyken uzun saç siyah tişörtle gezen, şimdilerin takım elbiseli mühendis arkadaşlarıyla gittim bu festivale. Saat 18:00’da başlıyordu. Şöyle bir göz attık, etraf nerdeyse bomboştu. Hemen yandaki G-Mall’a gidip kafesinde oturduk. 19:30 gibi alana döndüğümüzde kaçırdığımız bir şey de olmamıştı açıkçası. Yarışma elemelerinde dereceye girip bir kez daha sahneye çıkan grupları uzaktan dinledik. Bu arada ilk kez mısır unuyla ve minik küp patateslerle kaplanmış çöpte sosis yedim. Çok lezzetli ama bolca kaloriliydi. Melis Danişmend çıktı sahneye, kendisi candır şarkıları eğlencelidir ama popülasyon dolayısıyla mı nedir enerjisi pek yoktu. Herkes sahnenin en uzağındaki çimlere uzanıp takıldı Ta ki Duman grubu sahne alana kadar. Duman gerçekten iyiydi ve insanları ayağa kaldırabildi.
Rock FM’den bir yetkili, sahne aldı, birkaç espri kılıklı laf söyledikten sonra ilk kez gördüğüm bir şey yaptı. Üçüncüyü açıkladıktan sonra ikinciyi açıkladı. Birinci anons edilmedi yani, adamların heyecanı kursağında kaldı ikincilerin kafası karıştı. Neva Grubu, 2. Olduğu için epey üzgündü. Birinciliği elde eden Ahali grubu da dijital albümünü bitirmiş duyduğuma göre. Hayırlısı.

Efes Pilsen One Love Festival

Bir cast görüşmesinde tanıştığım menajer arkadaşım Veli’nin vasıtasıyla Ahali grubunun sahne alacağı Efes Pilsen One Love Festival’e katılmak üzere ilk kez Bilgi Üniversitesi kampüsü içerisinde yer alan Santralistanbul’a gittim. Ve malum durumu öğrendim. Hükumet, orası kutsal bir mekandır ve burada alkol alamazsınız gibi bir açıklama yapıp festivali sabote etti. (işin tuhafı satralistanbul’un yakınında bir camii, mescit, ne bileyim türbe değil, Osmanlı zamanının su deposu gibi bir şey var, nasıl bir kutsallık atfediliyorsa bilemiyorum artık.) Saçma sapan bir şekilde Efes Pilsen yazısının üzeri kapatılıyordu. Ve son ana kadar bildiği halde açıklama yapmayan Anadolu Grubu, içeride alkolsüz bira sattı gece boyunca. İşin garibi “rahatsız oluyor” dedikleri Eyüp halkı Santralistanbul’un kapısına gelmiş, dışarıda içip mekana dönmek üzere duran yüzlerce kişiye sıcak biraları 10 TL’ye kakaladılar bi güzel.
Neyse, Damien Rice ve Kaiser Chief’s şahane performanslarıyla kaçan tatları biraz yerine getirdiler.

Bu arada alternatif sahnenin oraya yemek yemeye gittiğimizde, “ezan sesinin üzerine söylesek mi söylemesek mi” kararsızlığıyla söylenen şarkılar ve dolayısıyla bir kakafoni vardı. Aslında santralistanbul bunun için gerçekten uygun bir mekan değildi bunu da görmüş olduk.

Onca tweet, onca “noluyoruz?” boşa gitti maalesef. Neyse ki sahne arkasında normal bira alabilme şansı vardı.
Tarkan Konseri, Harbiye Açık Hava


Veee.. Onca sevdiğim, bayıldığım adam, Tarkan’ı izlemek ilk kez kısmet oldu. Gerçekten bakışıyla gülüşüyle sesini kullanışıyla “dudu dudu” albümünü görmezden gelirsek en sevdiğim adam!
Sağolsun, organizasyonda yer alan arkadaşım Banu sayesinde Harbiye Açıkhava konserlerine son 3 senedir olduğu gibi iştirak edebiliyorum.
Ama konserler o kadar doluydu ki ek konsere girebildim zorla. Çok ama çok kalabalıktı. Ve her konserde göremeyeceğiniz şekilde anaokullu çocuklardan yaşlı dedelere, ev hanımlarına, iş adamlarına kadar herkes orda! Arkadaşım Yunus’la beraber merdivende bize ayrılmış olan yere yerleştik, birilerinin bacaklarının arasına  Zaten herkes birbirinin kolunun altında ya da bacaklarının ortasına oturuyor.
Efendime söyleyeyim konser başlamadan önce bir alkış kıyamet koptu ve en ön sırada biri kalkıp el salladı. Kıvanç Tatlıtuğ imiş, takmış koluna Azra’sını gelmiş.. Eh dedik, olur öyle. Sonra ikinci alkış kıyamet kopunca gerçekten kim olduğunu merak ettim; çıka çıka… Ali Ağaoğlu çıktı..
Alkışlayanlardan birini çimdikleyip sorasım geldi: ”Arkadaş elin müteahhitini neden alkışlıyorsun, albümü mü var dizi mi çekiyor da biz bilmiyoruz neyin hayranısın yani orman arazisine diktiği binaların mı?” Sanırım Sinan Çetin’in işine saygı duyduğum tek andı bu an.
Vee.. Nihayet Tarkan teşrif etti. Yine tatlı, yine coşturucu, yine sesine can feda… Ama şunu fark ettim ki Tarkan’dan sonra sahnenin bir yıldızı daha var, gitarcısı, Can Şengün. Sahnede bir süre gözümü ondan alamadığım doğrudur. Sonradan fotoğraflarına baktım gözü ağzı burnu normal bi adam ama aurası gözüme gözüme parladı bu adamın, o kadar söylüyorum!
Sevdanın son vuruşu, adımı kalbine yaz, unutmamalı gibi enn güzel şarkılarını yine söyledi, tabii Orhan Gencebay albümünde yer alan Hatasız Kul Olmaz şarkısını da. Neyse, son şarkı da coşturucu bir şeydi -yanılmıyorsam Ajda Pekkan’la düet yaptıkları “Yakar Geçerim” olmalı-konser bitti, herkes alkış kıyamet  tabii, Tarkan perdenin arkasından bir saniye bile kımıldamadığını bilir gibi sahnenin arkasından kafa uzatıp bi abuk hareketler yaptı. Bir yanı çocuk herhalde bu adamın. Sonra bisi hangi şarkıyla yapsa beğenirsin?
http://www.izlesene.com/video/tarkan-hatasiz-kul-olmaz-harbiye-konseri-28-agustos-2012-hd-kalitede/6529519
“Hatasız Kul Olmaz” o kadar enerjik şarkının içinde bunu seçmişti. Sonunu beklemeden sucuğumuzu köftemizi kapıp taksi bulmak üzere erkenden ayrıldık.  Karizması sadece kamera karşısında galiba. Ama tabii Tarkan yine de Tarkan’dır, candır. Yeri hala doldurulamaz bence ne Murat Boz, ne başkası.
Ajda Pekkan Konseri  Açıkhava/Turkcell Kuruçeşme Arena

Ajda Pekkan’ı defalarca izledim, geçen yılki şovunun artık tekrara düşmekten öte, yeni bir şeyler yapma çabasındayken son derece basitleşmekten öteye gidemediğini söyleyebilirim.

Önce haziran gibi Açık Hava Tiyatrosu’nda izlemiştim ,pek bir özelliği yoktu.

bir kaç hafta sonra müzisyen arkadaşım Gökay’ın davetiyle bu kez Kuruçeşme Arena’da girdik konsere arkadaşım Cem’le. Feci kalabalıktı. Yine “Sardı Korkular”, “Aynen Öyle” “Yakar Geçerim” dinledik. Bu arada “size bir sürprizim vaaar” dedi ve eline bir fotoğraf makinesi geçirdi,

“hep siz mi beni çekeceksiniz biraz da ben sizi çekeceğim, kaldırın elleri, poz verin (klik) waaw bir daha alıyorum (klik) waaw bi daha alıyorum (klik) waaw” Sürpriz buymuş. Sonra da onu arkasındaki dev ekranda gösterilen twitter mesajlarının yanına ekledi.

Bir zaman sonra yorulup deniz kenarındaki bölüme kurulmuş olan ekrandan izledik oturarak programını. Birden arkamızda korku filmlerindeki gibi bir gölge yükseldi. Umarım çevresinde imaj danışmanı falanı filanı sadece kostümlerine değil sahne şovuna da müdahale eder ve alüminyum folyoyla kapladığı inşaat vincinden şarkı söylemesinin hiç estetik durmadığını ona anlatabilir.


Kenan Doğulu Konseri  Harbiye Açıkhava
Yine Harbiye Açıkhava, yine Banu sağolsun, Harbiye’nin en enerjik, renkli konseri yine Doğulu Bros tarafından gerçekleştirildi.
http://www.videooloji.net/komedi-ve-eglence/harbiye-kenan-dogulu-konseri
Özellikle 3. Dakikadaki sahne şovu beni hayran bıraktı gerçekten. Şarkı da eğlenceliydi. Bal gibi’yi yine duygusala bağlayarak izledik nedense… Finalde senelerdir vazgeçemediği gibi Murat Çekem’le karşılıklı solo atıp kendilerini de tatmin etmiş oldu sanıyorum. Ben o kısımlarda gerçekten çok bunalıyorum.
Ve Kenan Doğulu, Nef Bebeköy
En güzel etkinliklerden biri de arkadaşım Ece’nin davetiyle gittiğim Fuse Tea’nin Nef Bebeköy’de yapılan lansmanıydı. Coca Cola, Pepsi’nin Lipton Ice Tea’si karşısında Nestea’yi tutturamayınca Fuse Tea’yi piyasaya sürmüş.
Bebeköy, Bebek sırtlarında yer alan eski bir Fransız yetimhanesinin restore edilerek organizasyonlara ev sahipliği yapan bir mekan haline düşünmüş hali. Ve gerçekten harika bir fikir.

Buradaki maskelerle biz de bol bol poz verdik.

Ceylan Çapa, Doğa Rutkay, Kenan Doğulu, Burak Özçivit, Fırat Çelik gözüme çarpan selebritiler arasındaydı. Bu arada buzlu çaylarla yapılan mohitolar gecemizin sonunu biraz trajikomik hale getirdi. “Amaağn zaten çoğu çay bunun çarpmaz” dememek lazım.
İlhan İrem Konseri
Yine Ece’yle gittiğimiz bir konser.  Gerçekten çok anlamam babalarımızın dönemindeki bir çok grubu dinlemedim şu yaşıma kadar. İlhan İrem’i de dinlemişimdir ama tek bi şarkısının sözlerini söyleyebileceğimi sanmıyorum.

Ustalara saygı diyorum, çok bir şey söylemeyeyim diyorum bu konuda. Ama yıllar sonra sevenlerin kalkmış oraya seni dinlemeye gelmişse en azından birazcık özenilseydi.  Duyduğum kadarıyla orkestra önceden prova bile yapamamış notaları paylaşmak konusunda sıkıntı olduğu için. Provasızlık, detonelik, kıyafet seçimi,belki ses sisteminin azizliği,şarkı sözlerinin unutulması falan derken, çok ilgilenmedim ben bu konserle. Zaten kendisinin de keyfi yok gibiydi, gergindi. Bi ara da sahnede bir köşeden diğerine koştururken ayağı takıldı yere kapaklanacak diye herkesin ödü koptu. Neyse ki düşmedi.
Üzgünüm ama yine bu etkinliğin en güzel kısmı Kuruçeşme Arena’nın güzelim atmosferiydi. Umarım otel yapılmadan önce arenadan denizi ve karşı kıyının muhteşem görüntüsünü bir kez daha izleyebilirim.
Bi’ Büyük Fest

bibuyukfest
Yine arkadaşım sağolsun, Ece’yle gittiğim bir diğer festival. Geçen yazın en iyilerinden. Tam bir gazino havası yaratılmıştı Kuruçeşme Arena’da. Basına ayrılan bölüm bistro tarzıydı. Masaların olduğu bölüme bayağı fix menü servisi yapılırken biz rakı ve köfte ekmek hakkımızı aldık.

bi-buyuk-fest1 gazinomasalarbibuyukfestbibuyukfestaksamustu
Fakat hayatta rakıyı köfte ekmekle falan içebileceğimi zannetmiyorum. Dayanamayıp masalara servis yapan garson arkadaşlara yanaştım ve kibarca ücreti neyse verelim en azından bi beyaz peynir alalım canım kardeşim dedim. Sonraki sahne şuydu.
Ben basına ayrılan bistrodan şaşkın bakışlar arasında geçerken arkamdan 2 garson meze tabakları ve böğürtlen soslu dondurmalı tatlılarıyla arka masaya kadar yürüdüler benimle, “zaten fazlagelmiş bu tabaklar abla” dediler, o gecelik namımız yürüdü sayelerinde :) iyi ki şansımı denemişim !

Aslında Göksel’in bölümünün büyük kısmını kaçırmıştık ama bir “Yalnız Kuş” dinlemeden ayrılmadık oradan neyse ki,  sonra Gökhan Tepe çıktı sahneye. “Demli Şarkılar” konseptine bayıldığımı söyleyebilirim. Kendi şarkılarının dışında popüler arabesk şarkılarından yaptığı kokteyl lezizdi gerçekten.  Aklımda kalanlar; “Ölürsem Kabrime Gelme”, “Kim Bilir”, “Senin Olmaya Geldim”, “Tanrı İstemezse”, ”Ben de Özledim”, “Batsın Bu Dünya”, ”Mutlu Ol Yeter”
Ve gecenin en komik anlarını da sayın Tepe sayesinde yaşadık! Adnan Şenses’i sahneye davet etti ve yan yana çömelip oturdular, şarkıyı hatırlamıyorum “Neden saçların beyazlamış” olabilir; Gökhan Tepe mikrofona şarkı söylerken bir yandan da Adnan Şenses’e doğru eğildi ama adamcağız da mikrofonu elinden alıp şarkıyı söylemek istedi. adnansenses

Ve bildiğin 15-20 saniye mikrofon çekiştirdi bu ikisi. Yahu bırak, başka mikrofonunuz mu yok, adamcağız gönlünce söylesin şarkıyı.
Ve Emel Sayın teşrif ettiler sahneye, olabildiğinde kısa tuttu programını, ve süresinin çoğunu da konuşarak, şarkı düşünüp seçmeye çalışarak geçirdi sağolsun. Biz yine o esnada taksi bulma savaşlarında öne geçmek adına geceyi sonlandırdık.

IMG_3497
Berabersek Her Yer Tekirdağ Festivali

PhotoFunia-8632a9
İşte favorilerimden biri! Tekirdağ Rakı sponsorluğunda Santralistanbul’da harika bir festival geçirdik! Yine basın bölümünden giriş yaptığımız festivalde sahnede Bekir Ünlüataer’li  “Eşref Saati” vardı. Sesine ayrı, şarkılarına ayrı saygı duyuyorum bu adamın.
1 meze tabağı, 2 duble rakı ve 1 tabak mangal hakkımızı söke söke kullandıktan sömürdükten sonra bolca dans ettik 9 8’lik ritimler eşliğinde.

PhotoFunia-862f5e

bizzeheryertekirdagmangalEşref saati’nden sonra sahneye çıkan Trakya All Stars ve Burhan Öçal da sağ olsunlar 4-5 şarkı söyleyip 45 dakikanın sonunda sahneden ayrıldılar. Keşke Eşref Saati sonda çıksaydı dedirttiler!

Candan Erçetin Harbiye Açık Hava Konseri

Yürüyen zarafet yine aldı götürdü bizi Harbiye Açıkhava Tiyatrosu’nda.  İlk yarıda her zamanki gibi en romantik, en can alıcı şarkılarını koyu renkli dar tuvaletinin içinde kuğu gibi seslendirdi Candan’ım. Sensizlik, Elbette, Müzik bensiz kalacak…
Ve o sıralarda verilen şehitler için harika sesiyle “Yiğidim Aslanım”ı söyleyip tüylerimizi diken diken etti…
Ve ikinci Kısımda da çıplak ayaklarıyla, fırfırlı kıyafetleriyle Balkan stayla coşturdu bizi, bir “Zeytinyağlı Yiyemem Aman    “ olsun, bir “Vay benim halime” olsun bunları Candan’dan dinlemek gerçekten bambaşkaydı. Bi de bu kadın için “ağzı çılgınca bozuk, öyle böyle değil” diyenler var, şaşırıyorum, gözümde canlandıramıyorum…

2012 yazı böyle geçmiş.. Dolu dolu geçmiş. Emeği geçen herkese de müteşekkirim, zira tamamen misafir olarak geçirmişim diyebilirim.

Reklamlar

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s